Hz. Yunus

H Z . YÛNUS A.S.
Adı Kur’ân’da geçen peygamberlerden biri.

Soyu, Bünyamin vasitasiyla Ya’kûb (a.s)’a ve onun vasıtasıyla de İbrâhim (a.s)’a dayanmaktadır. Bazı alimlerin naklettiÄŸine göre, isa (a.s) annesinin adıyla İsa b. Meryem diye anıldığı gibi, Yûnus (a.s) da annesinin adıyla Yûnus b. Matta diye anılmaktadır. (ibn Sa’d, Tabakatü’l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî’nin verdiÄŸi bilgiye göre ise, bu görüş yanlıştır. Aslında Matta, Yûnus (a.s)’in annesinin deÄŸil, babasının adıdır. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye anılınca, babasının adıyla anılmış olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî Muhtasari Tecridi Sarih Tercemesi ve serhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX, 152).

Yûnus (a.s)’in Ya’kub (a.s)’in torunlarından olduÄŸu, Kur’ân’da şöyle haber verilmiÅŸtir:
Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 23 Ocak 2009

 Hz. Zülkifl

H Z . ZÜLKİFL A.S.

Kur’ân’da adı geçen peygamberlerden biri.

Kur’ân’da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: “İsmâil, İdris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk. şüphesiz onlar salih olanlardandı” (el-Enbiyâ, 21/85, 86).
Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. Harun

H Z . HARUN A.S.

Hz. Harûn (a.s), israiloÄŸulları peygamberlerinden, Hz. Musa (a.s)’in kardeÅŸi. Hz. Yusuf’un vefatından sonra Mısır’da yaÅŸayan israiloÄŸulları ve diÄŸer insanlar, bir müddet onun gösterdiÄŸi yoldan yürüdüler; ancak daha sonra hakikati unuttular. Bu arada Mısır’ın idaresi Kıbtilerin eline geçti. Kıbtîler ise yıldızlara ve putlara tapıyorlardı.

Kıbtîler, israiloğullarını hor görmeye başladılar. Onları ağır, zor işlerde kullandılar.

israiloÄŸulları çok kalabalık bir topluluk olup Hz. Yakub’un oÄŸullarına nisbetle on iki kola ayrılıyordu. Onlar Kıbtîler zulmünden kurtulmak istiyorlardı. Dedelerinin ülkesi olan Kenân bölgesine gitmek için izin istemelerine raÄŸmen onlara izin verilmemekteydi.
Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. Eyyüb

H Z . EYYUB A.S.

Hz. İbrahim soyundan gelen bir peygamber.

Eyyûb (a.s.)’dan Kuran’da dört yerde bahsedilir ve sabır örneÄŸi olarak takdim edilir (en-Nisâ, 4/163; el-En’âm, 6/84; el-Enbiyâ, 21/83; Sâd, 38/41). Tevrat’ta da “Eyyûb” adıyla müstakil bir kitap, Hz. Eyyûb’un kıssasına tahsis edilmiÅŸtir.

İslâm kaynaklarına göre Havrân bölgesinde yasayan ve çok zengin olup, sayısız malı-mülkü, birçok oÄŸlu kızı bulunan Eyyûb (a.s.), kendi toplumuna peygamber olarak gönderilmiÅŸtir. Sabah-aksam ümmeti ve Allah’a ibâdetle meÅŸgul olan Hz. Eyyûb, Rabbinin bir imtihanına mârûz kalmış, bütün servetini, çocuklarını kaybettiÄŸi gibi ÅŸeytanın kendisine musallat olması neticesinde kalbi ve dili hâriç bütün vücudunda çıbanlar çıkmış, iltihaplı yaralar açılmış, yaralarına kurtlar dolmuÅŸ ve vücudu bozulup kokmaya baslamıştı. Bu durumda kocasına hizmete sebât eden esi “Rahmet” hariç hiç kimse onun yanına yanaÅŸmadığından cemiyetten çekilmek mecburiyetinde kalmış, fakat hiçbir zaman sabrını ve Cenâb-ı Hakk’a baÄŸlılığını kaybetmemiÅŸtir. Farklı rivâyetlere göre 3, 7, 13 veya 18 sene gibi epey uzun süren bu sıkıntılı dönemden sonra sabrıyla imtihanı kazanan Eyyûb (a.s.) Cenâb-ı Hakk’ın lütfu ve emriyle ayağını yere vurmuÅŸ, fışkıran su kaynağından yıkanıp içerek eski sıhhati ve güzelliÄŸine kavuÅŸmuÅŸtur. Ayrıca kendisine yeniden birçok servet ve çocuk da ihsân edilmiÅŸtir.
Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. İshak

H Z . İSHAK A.S.

İbrahim (a.s)’in Hz. Sâre’den doÄŸan ikinci oÄŸlu.

Hz. Sâre’nin çocuÄŸu olmadığı için kocasına cariyesi Hacer’i hediye etmiÅŸtir. Hz. Hacer Hz. İsmail’i doÄŸurunca, Hz. Sâre üzülmüştür. Hz. İbrahim yüz yirmi yasında Hz. Sâre doksan yasında iken Allah’ın bir lutfu ve mucizesi olarak İshâk (a.s) doÄŸmuÅŸtur (bk. Hâkim, Müstedrek, 11, 556).

Kur’an-ı Kerim’de bu olay söyle anlatılır: “And olsun ki, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile gelip; “Selâm”, dediler. O da “Selâm” dedi ve eÄŸlenmeden gidip kızartılmış bir buzağı getirdi. Onların ellerinin buna uzanmadığını görünce hoÅŸlanmadı ve kalbine bir korku geldi. Onlar “korkma biz lût kavmine gönderildik” dediler. İbrahim’in ayakta duran zevcesi güldü. Biz de ona İshak’ı ardından da torunu Yâkub’u müjdeledik. Kadın “vay, kendim koca bir kari, su zevcimde bir ihtiyar iken ben mi doguracakmışım? Bu doÄŸrusu pek ÅŸaşılacak bir iÅŸ” dedi. Melekler “ey evin hanımı. Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuÅŸken, nasıl Allah’ın isine ÅŸaÅŸacaksın. O Hamid ve Meciddir” dediler (Hûd, 11 /73).

İshâk (a.s)’in tarih kitaplarında anlatılan ÅŸemâli şöyledir. Uzun boylu, kara gözlü, buÄŸday benizli, yüzü güzel, konuÅŸması düzgün, saçı, sakalı bembeyazdı. Siret ve sureti babası İbrahim (a.s)’a benzerdi (Hâkim, Müstedrek, 11, 557). Hz. İshâk’ın Yakub ve ‘Ays adında iki oÄŸlu olmuÅŸtur. Yakub (a.s) daha güzel yüzlü, daha düzgün konuÅŸmalı ve zarafet ve güzelliÄŸi daha çok olandı. Ays, Rumların yaÅŸadığı bölgede ikamet etmiÅŸti (Hâkim, Müstedrek, l l, 557).

İshâk (a.s) Kur’an-ı Kerim’de de övülmüştür: “Ey Muhammed; güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshâk ve Yakub’u da an! Biz onları âhret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık. DoÄŸrusu onlar bizim yanımızda seçkin, iyi kimselerdir” (Sâd, 38/45-47). İshâk (a.s) babasının ölümünden sonra Åžam bölgesine peygamber olarak vazifelendirilmiÅŸ, Allah’u Teâlâ onu seçkin ve hayırlı bir insan eylemiÅŸtir.

“İbrahim’e Salihlerden bir peygamber olmak üzere de İshâk’ı müjdeledik. Hem ona hem de İshâk’a feyz ve bereketler verdik. Her ikisinin neslinden iyi hareket edeni de vardır, nefsine apaçık zulmedeni de vardır” (es-Sâffât, 37/112, 113).

Hz. İshak rivayete göre yüz altmış yaÅŸlarında bu günkü Filistin’in bulunduÄŸu bölgede Kudüs yakınlarında vefat etmiÅŸ, babası İbrahim (a.s)’in Mezradaki kabrinin yanına defnedilmiÅŸtir

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. İbrahim

H Z . İBRAHİM A.S.

2.1. Hz. İbrahim’in yaÅŸadığı zaman ve mekan
İbrahim aleyhisselamın nesebi Nuh aleyhisselamın oÄŸlu Sam’a dayanır. Hz. Nuh’un vefatı ile Hz. İbrahim arasında iki peygamber (Hz.Hud & Hz. Sâlih) vardır. Bu fasıla (rivayete göre, M.K.) 1143 senedir. Hz. Hud ile Hz. İbrahim arasında da 630 yıllık bir fasıla olduÄŸu bildirilmiÅŸtir. DoÄŸum yeri Bâbil kentidir .

2.2. İbrahim aleyhisselamın babası
Allahü Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de : «İbrahim, babası Âzer’e…» buyurmaktadır. Bu âyetten anlaşılacağı gibi Hz. İbrahim’in babası Âzer isminde idi. Ama, bazılarına göre İbrahim aleyhisselamın babası -Kur’anda bildirilen- putperest Âzer deÄŸil, mü’min olan Târuh idi. Bu görüsü destekleyenler arasında meÅŸhurları Abdülhakim Arvâsi, Kadi Beydâvi ve Senâullah Dehlevi vardır, ama Åžii’ler de bunu söylemektedirler . Bir rivâyete göre Âzer Hz. İbrahim’in - amcası olup - Târuh’un ölmesiyle Emile ile evlenip, Hz. İbrahim’in üvey babası oldu. Tefsir yönünden bunu böyle açıklamaktadırlar : En’am suresinin manası : «İbrahim, Âzer olan babasına dediÄŸi zaman» anlamındadır. Böyle olmasaydı Kur’an-ı Kerim’de «Babası Âzer’e dediÄŸi zaman» demeyip, “Âzer’e dediÄŸi zaman” veya “Babasına dediÄŸi zaman” demek yetiÅŸirdi . Âzer, kendi babası olsaydı “Babası” kelimesi fazla olurdu demektedirler. Bir kanıt olarak Åžua’ra suresinin 219. ayetini göstermektedirler. Bu surede Allah « Secde edenler arasında dolaÅŸmanı da görüyor » denilmektedir. Buna göre Peygamberimizin sülâlesinde hiçbir putperest yoktur. Bu görüşü reddedenler ise, ki bunlar arasında Taberi, Ebu Hayyan ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır vardır, açık olan âyete (En’am, 74) bir mâna verilmek istenmiÅŸtir demektedirler. Mealine göre manalar deÄŸistiÄŸi için anlamlar da deÄŸiÅŸir teorisini ileri sürmektedirler. Konuya objektif bir yönle bakmak gerekirse, Âzer’in İbrahim aleyhisselam ın babası olmaması biraz daha mantıklıdır. Sunu da belirtmek lâzım ki, bir üçüncü fikir vardır. O da, İbrahim aleyhisselamın babasının asıl isminin Tarih veya Taruh olup sonradan - bir putun ismi olan - Âzer ismine deÄŸiÅŸtirmesi. Bu da Nemrud’un onu puthanesi’nin nâzırı olarak tayin etmesinden sonra gerçekleÅŸmiÅŸtir . Ama kaynaklar bu düşünce hakkında bilgi vermiyorlar, onun için fazla dikkat etmemek gerekir. Biz burda ilmi gerçekleri tartışmayacağımız için bunu burda noktalamak gerekir. Bu ihtilaf’ın çözümünü ancak Rahman, Rahim, Evvel, Âhir, Kebir, Aziz, Saafii, Mâlik, Gafur, Nur, Adl, Hak, Hakem, Rauf, Åžehid, Veli, Kerim, Bari, Cebbar olan ALLAH bilir. Âzer ayrıca put yapardı ve Nemrud’un yakınında bulunurdu. Onun bir dediÄŸini, iki etmezdi. Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. Hud

H Z . HUD A.S.
Hz. Hud Yemen’de bulunan Ad kavmine gönderilen peygamberdir: «Ad kavmine de kardeÅŸleri Hud’u (gönderdik). (…) » . Nuh aleyhisselamin oglu Sam’in neslindendir. Bir ismi de Abir olup, lâkabı Nebiyyullahtır. Hz. Hud’un ismi (veya nesebi) hakkında 2 rivayet vardir:

Hud bin Abdullah bin Riyah (veya Ribah) bin Él-Halud bin Ad bin Avs bin Irem bin Sam bin Nuh
Hud ibni Salih ibni Erfahd ibni Sam ibni Nuh ibni Ebi Ad’dir.
Yemen’de Aden ile Umman (Oman) arasında bulunan Ahkaf diyarında Hz. Hud doÄŸup büyüdü. Çocukluktan itibaren Allah’a ibadet ederdi. Ara sıra ticaret yapan Hz. Hud gayet ÅŸefkatli ve çok cömert idi. Kavmi (Ad) bolluk ve bereket içinde ve gösteriÅŸli binalar yaparak azmıştır. Bütün nimetleri kendilerine veren Allah’ı unutan Ad kavmi putlara tapmaya baÅŸladı. Hud aleyhisselam bu kavme peygamber olarak gönderildi ve Hz. Hud Nuh aleyhisselam ın bildirdiÄŸi dinin esaslarını Ad kavmine bildirdi: «(…) O dedi ki: ” Ey kavmim ! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan baÅŸka tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız ? » . Allah’a itaat edip, Ona ibadet etmelerini söyledi. Allah “onlara putlara tapmaktan, zulüm etmekten vazgeçmeleri, insanlara merhametli olup onlara eziyet etmemeleri, insanları ÅŸaşırtmak maksadıyla yollara aldatıcı iÅŸaretler ( Ad kavmi, yolcuları ÅŸaşırtmak ve onların çölde kaybolup gitmelerine gülmek (alay etmek) için yollara yanlış iÅŸaretler koyarlardı, M.K.) koymamaları, insanlarla alay etmemeleri, onları öldürüp mallarını soymamalarını ve bütün varlığı yaratan bir olan Allah’a ibadet etmeleri için nasihatte bulunmak ” üzere Hud aleyhisselamı Ad kavmine yolladı. Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. Åžit

H Z . Ş İ T (A.S.)

Adem aleyhisselamın oÄŸullarından Kabil’in Habil’i ÅŸehid etmesinden 5 veya 30 sene sonra dünyaya gelen Åžit aleyhisselamın alnına son peygamber Muhammed (S.A.V.)’in nuru intikal etti ve onun alnında parladı. Hz. Adem bu oÄŸlunu diÄŸer çocuklarından çok severdi. Bütün evladı üzerine onu reis yaptığı gibi, vefat edeceÄŸi zaman bütün yeryüzünün halifeliÄŸi için onu tayin etti. Åžit aleyhisselam babası Hz. Adem ile veya kardeÅŸleriyle beraber Kabe’yi balçık çamuru kullanarak taÅŸtan yaptı. Adem alehisselamın vefatından sonra, Åžit aleyhisselama peygamber olduÄŸu bildirilip vahiy geldi. Allahü Teala Åžit aleyhisselama 50 suhuf (sayfa) kitap gönderdi. Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. İsa

H Z . İSA A.S.

Kur’an-ı Kerîm’de adı geçen ve israiloÄŸullarına gönderilen peygamberlerden. Hz. İsa (a.s) batılı tarihçilere göre miladi yıldan dört veya beÅŸ sene kadar önce doÄŸmuÅŸtur.

Yine batılı tarihçilere göre Hz. İsa (a.s) Romalıların elinde bulunan Yahudiye’de Romalılardan Tiberius iktidarı döneminde otuz yaÅŸlarına doÄŸru peygamberliÄŸini İnsanlara bildirdi. Önce Celile’de sonra Kudüs’te insanları hak dine davet etti. Yahudilerin dinini ikmal onların dine kattıklarını düzeltmek için gönderilen Hz. İsa (a.s) kendisine indirilen İncil adlı kutsal kitapta bunu şöyle anlatır: “Ben yok etmeÄŸe deÄŸil, tamamlamaya geldim.” Hz. İsa (a.s), Yahudilerin tahrif ettiÄŸi Eski Ahid’i onların anlayışından kurtarmaya, Hz. Musa (a.s)’in getirdiÄŸi akideyi yerleÅŸtirmeye ve Yahudilere daha önce bildirilen zahmetli bazı ilahi kanunları hafifletmeye çalıştı.
Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009

 Hz. Üzeyr

H Z . ÜZEYR A.S
israilogullarina (Yahudilere) göre meshur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)’in adi Kur’an-i Kerîm’de geçmektedir. Fakat Islâm’a göre onun peygamber olup olmadigi hususunda ihtilaf vardir.

Üzeyr (a.s)’in adi hakkinda da alimlerin farkli yorumlari vardir. Bazi alimlere göre onun adi Arapça bir isimdir. Diger bazi alimlere göre ise, Üzeyr kelimesi Arapça degil, ibranicedir (el-Ukberî, imlau ma menne bihi’r Rahman, Misir, 1961, II, 7).

ibranice’de Üzeyr kelimesinin karsiligi “Azra”dir. Tevrat’in bu dildeki nüshasinda böyle geçmektedir (Biblio Hobraica, nsr. Rud. Kittel, Stuttgart,1952; Esra, VII,1; Nehemio, VIII,13).

Üzeyr (a.s), Harun Peygamber’in neslinden gelmektedir (es-Sa’lebî, el-Arais, Misir, 1951, 344).

Üzeyr (a.s)’in adi, Kur’an-i Kerîm’de bir yerde geçmektedir: “Yahudiler. ‘Üzeyr, Allah’in ogludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah’in ogludur’, dediler. Bu, onlarin agizlariyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini), önceden inkâr etmis(olan müsrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onlari kahretsin, nasil da (haktan batila) çevriliyorlar!.. Hahamlarini ve rahiplerini Allah’tan ayri rehber edindiler, Meryem oglu Mesîh’i de. Oysa kendilerine yalniz tek Tanri olan Allah’a ibâdet etmeleri emredilmisti. Ondan baska ilâh yoktur. O, onlarin ortak kostuklari seylerden münezzehtir” (et-Tevbe, 9/30, 31). Devamini Okumak icin Tiklayin »

Yazan: Nurhayat , 22 Ocak 2009