Peygamberimizin Doğumu Esnasında Meydana Gelen Hadiseler
Resulullah Efendimiz (s.a.v) Hicri Rebiul evvel ayının 12. gecesi miladi 20 Nisan 571 Pazartesi gecesi kâinatı teÅŸrif etmiÅŸleridir. Bu itibarla bu ayın 12. gecesi hicri senenin ilk kandilidir. Bu akÅŸam, Peygamberimiz(s.a.v)’in dünyayı teÅŸriflerinin hicrî 1481, miladî 1437. yılını idrak edeceÄŸiz.
Peygamberimiz(s.a.v)’in DoÄŸumundan önce Amine Hatun gördüğü bir rüyayı şöyle anlatır:
“Ben altı aylık hamile iken, bir gece rüyamda karşıma bir zât çıkıp dedi ki: Ey Âmine, bilmiÅŸ ol ki, sen âlemlerin en hayırlısı olan kimseye hamile oldun. DoÄŸurunca ismini “MUHAMMED” koy ve halini hiç kimseye açmayıp, gizli tut!”
Peygamber Efendimizin Doğumları esnasında Amine Hatun neler yaşadığını şöyle anlatıyor:
“DoÄŸum anı geldiÄŸinde heybetli bir ses iÅŸittim. Ürpermeye baÅŸladım. Sonra beyaz bir kuÅŸ gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bende korku ve ürperti kalmadı. Yanımda süt gibi beyaz bir kâse ÅŸerbet gördüm. O ÅŸerbeti bana verdiler. O anda çok susamış idim. Verilen ÅŸerbeti içtim. Baldan tatlı ve soÄŸuk idi. İçer içmez susuzluÄŸum gitti. Sonra büyük bir nur gördüm, evim o kadar nûrlandı ki, o nurdan baÅŸka birÅŸey görmüyordum. O sırada çok hatunlar gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneÅŸ gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp, bana hizmet eden bu hatunlar, Abdi Menâf kabilesinin kızlarına benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökden yere uzanmış ipek bir kumaÅŸ gördüm. Dediler ki: Onu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuÅŸlar peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yakuttandı. Ellerinde gümüş ibrikler olduÄŸu hâlde havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiÅŸtim, ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar.
Bütün yer yüzünü doÄŸudan batıya kadar gördüm. Üç alem (bayrak) dikilmiÅŸti. Onların biri doÄŸuda, biri batıda ve biri de Ka’be’nin üstünde idi. Etrafıma çok sayıda melekler toplandı. Muhammed aleyhisselâm doÄŸar doÄŸmaz, mübarek başını secdeye koydu ve ÅŸehadet parmağını kaldırdı ve (La ilahe illallah, innî resûlullah) Yani “Allah’tan baÅŸka ilâh yoktur ben O’nun Peygamberiyim” dedi. Aniden gökden bir parça beyaz bulut indi, onu kapladı. Bir ses iÅŸittim; (Onu doÄŸudan batıya kadar her yeri gezdirin. Ta ki cümle âlem onu ismiyle, cismiyle ve sıfatıyla görsünler) diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammed’i “aleyhisselâm” bir beyaz yünlü kumaÅŸ içinde sanlı gördüm. Yine o sırada üç kiÅŸi gördüm ki, yüzleri güneÅŸ gibi parlıyordu. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leÄŸen, birinin elinde de bir ipek vardı, ibrikten sanki misk damlıyordu. Muhammed’i “aleyhisselâm” o leÄŸenin içine koydular. Mübarek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeÄŸe sardılar. Sonra mübarek başına güzel koku sürdüler, mübarek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.”
Safiye hatun da şöyle anlatmıştır :
“Muhammed aleyhisselâm doÄŸduÄŸu sırada her tarafı bir nur kapladı. DoÄŸar doÄŸmaz secde etti, mübarek başını kaldırıp açık bir dil ile (La ilahe illallah, innî resûlullah) dedi. O’nu yıkamak istediÄŸimde, biz onu yıkanmış olarak gönderdik denildi. O sünnet olmuÅŸ ve göbeÄŸi kesilmiÅŸ olarak doÄŸdu. O’nu bir kundaÄŸa sarmak istediÄŸimde sırtında bir mühür gördüm, mühürün üzerinde (La ilahe ilallah Muhammedün Resûlullah) yazılı idi. DoÄŸar doÄŸmaz secde ettiÄŸi sırada hafif sesle bir ÅŸeyler söylüyordu, kulağımı mübarek aÄŸzına yaklaÅŸtırdım (Ümmeti, Ümmetî=Yani Ümmetim, ümmetim) diyordu.”
Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib’e, torunu Muhammed’in “aleyhisselâm” doÄŸduÄŸu sırada Kâ’be’de Allah’a yalvarıp dua etmekte iken müjde verdiler. Muhammed aleyhisselâmın doÄŸduÄŸu günde bir çok garip hadiseler gören Abdülmuttalib böyle bir müjdeyi alınca çok sevinip onu görmeye gitti ve “Bu oÄŸlumun ÅŸanı, ÅŸerefi çok yüce olacaktır” dedi.
Böylesine büyük bir mutluluÄŸu kutlamak için doÄŸumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyafet verdi. Ayrıca ÅŸehrin her mahallesinde develer keserek, insan ve hayvanların istifade etmesi için bıraktı. Ziyafet sırasında çocuÄŸa hangi ismi koydun diyenlere “MUHAMMED” ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere; “Allah’ın ve insanların onu medhetmelerini, övmelerini istediÄŸim için” cevabını verdi. Annesi de O’na “AHMED” ismini koydu.
Peygamberimiz doÄŸduÄŸu zaman ,bir yıldız doÄŸmuÅŸ ve bilginler, “bu yildizin dogdugu gece,Ahmed dogmustur” dediler.Bir çok Yahudi Alimi Tevrattan inceleme ile peygamberimizin bu gecede dogdugunu yakinlarina bildirmislerdir.
Peygamberimiz dogdugu gece Kisranin sarayindan on dört serefe yikildi. Iranlilarin,bin yildan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini su basti.Iran Sahi, Araplarin, ülkesini istila edecegini rüyasinda gördü,ve telasa düstü.
Kâinatın Efendisi(s.a.v), iki cihan güneÅŸi, hakkında Kur’an’da “Biz Seni ancak Alemlere Rahmet olarak gönderdik” buyrulan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v)’nın dünyayı teÅŸriflerinin sene-i devriyesinde bizler neler yapmalıyız?
Öncelikle O(s.a.v)’nu tam anlamıyla anlamalı, daha sonra da baÅŸkalarına O(s.a.v)’nun Yüce ahlakını anlatmalıyız. Peygamberlik vasfından önce insanlık vasfını çok iyi anlamalı, bunu hayatımıza da yansıtmaya çalışmalıyız.
O(s.a.v)’nun Ashabına davranışı nasıldı? eÅŸlerine çocuklarına karşı nasıl davranırdı? O(s.a.v)’nun adaleti, merhameti, hayatı boyunca hiç bir insanı kırmaması, alçak gönüllü oluÅŸu nasıldı? bu vasıflar, O Mübarek zâtta nasıl görünüyordu?
Etiketler: hz. muhammed
6 Yorum »
Allah bizleri iki cihan guneşi peygamberimizin sünnetinden ayırmasın.Allah sizlerdende razı olsun
ben abime ve babama sesli okudum ve çok güzel bence herkes öğrensin arkadaşlar herkese bu siteyi tarif edelim:)
Alemlerin Rabbi Yüce Allahın elçisinin doğduğu günü okumak ögrenmek ne büyük bir şeref ne güzel bir şey. Yazandan Allah razı olsun tsk ederiz.
Ekim 30, 2008 @ 22:50
temeli sağlam yapman için temelin sağlam olması lazım