->
Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:
”Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın”!
Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat’ta vakfeye durmuşlardı.
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 16 Ekim 2008
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:
Resûlüllah (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bir ara azı dişleri görülecek şekilde gülümsedi. Sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
-Ümmetimden iki kişi Allâh’ın huzuruna gelirler.
Birisi,
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 16 Ekim 2008
Sultan III Osmanın (padişahlığı 1754-57 yılları arası) sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa başarılı ve yetenekli bir devlet adamı, oldukça dindar bir kimse idi. Bu Ali Paşa zamanında bir tüccar iflas etmiş, bütün mal ve servetini kaybetmiş, üstelik bir de borca girmişti. Bu sıkıntılı durumda iken müracaat ettiği bütün eş-dost kapıları, bu durumdaki herkese yapıldığı gibi yüzüne kapanmıştı.
Adamcağız bu çaresiz haldeyken bir gece rüyasında Peygamberimizi gördü ve O dan yardım ve destek istedi. Peygamberimiz ona :
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 16 Ekim 2008
İBADET VE DUADA
- Ümmetini mahşerde abdest uzuvlarının parlamısndan tanıyacağım derdi
- Abdest alırken el ve ayaklarını iyice ovuştururdu.
- Abdest alıp kurulanırken “Eşhedü enla ilahe illallah vahdelu la şerike leh ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu” derdi.
- Her abdestte dişlerini misvaklardı. “Ümmetime zor gelmeyecini bilsem her abdestte dişlerini misvaklamayı emrederdim.” derdi.
- Namazda safların düzgün alınmasına dikkat ederdi.
- Farz namazları camide nafile namazları evde kılardı.
- Namazları tek başına kılarken çok uzun kılar, cemaate kıldırırken hızlı kıldırırdı.
- Koyun postunda namaz kılmaktan hoşlanırdı.
- Bahçelik yerde namaz kılmaktan hoşlanırdı.
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 13 Ekim 2008
Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyelerinden seçmeler (sas)
1- Uyumak arzu ettiği zaman, sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derlerdi “Kullarını dirilttiğin gün beni azabından koru.” (üç kez)
2- Yeni elbise diktirdiği zaman, onu Cuma günü giyerdi.
3- Su içtiği zaman sağın sağındakine verirdi.
4- Soğuk şiddetli olunca namazı erken kılardı, sıcak basınca biraz geç kılardı.
5- Rahatsızlanınca kendine muavviziteyni okur ve eliyle üzerine su ve bal döker, içerdi.
6- Rahatsızlanınca bir avuç çörek otu alıp üzerine su ve bal döker içerdi.
7- Unutmasından korktuğu bir iş için, küçük parmağına veyahut da yüzüğüne bir iplik bağlardı.
8- Sarık giydiği zaman sarığını omuzun dan aşağı sarkıtırdı.
9- Ashabın dan birini bir iş için bir yere gönderdiği zaman şöyle buyururlardı:
“Müjdeleyin, Nefret ettirmeyin, Kolaylaştırın, G üçleştirmeyin.”
10-Biri hakkında bir şey duyduğu zaman isim verip de “falan neden böyle yapıyor” demez, “İnsanlar neden böyle yaparlar” buyururdu.
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 13 Ekim 2008
Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış….
Büyüğü Halil….
Küçüğü ise İbrâhim…
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekârmış…
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin…
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş..
Bununla geçinip giderlermiş…
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 12 Ekim 2008
Birgün Hazret-i Ebû Bekr (r.a), hazret-i Fahr-i âlem seyyid-i veled-i âdem Nebiyyi muhterem ve habîb-i mükerremin (s.a.v.) huzûr-ı şerîflerinde, se’âdetle otururlarken; Bir bedbaht kötü huylu kimse; bir edebsizlik edip, Ebû Bekre dil uzatıp, yakışıksız sözler söyledi. Hazret-i Server-i kâinât; o edebsiz, Ebû Bekre edebsizlik etdikce; birşey söylemez, ba’zan da tebessüm eder idi. Hazret-i Ebû Bekr; o bedbaht ve edebsizin edebsizliği haddi aşınca; zarûrî olarak gadaba gelip, birkaç söz söyleyince; hazret-i Fahr-i kâinât, se’âdetle ve devletle yerinden kalkıp, gitdi. Hazret-i Ebû Bekr ‘radıyallahü teâlâ anh’ Sultân-ı Enbiyânın ardına düşüp, yetişdi ve dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Niçin, bir hayâsız, edebsizlik edip, gönül incitirken, susu, birşey söylemediniz. Şimdi, ben ona söyleyince, kalkıp, gitdiniz; sebebi nedir.
Hazret-i Fahr-i kevneyn ve Resûl-i sakaleyn ’s.a.v.’ buyurdu ki:
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 12 Ekim 2008
Veysel Karani (Uşşak)
Hakkın Habibinin sevgili dostu
Yemen illerinde Veysel Karani
Söylemez yalanı,yemez haramı
Yemen ilerinde Veysel Karani
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 12 Ekim 2008
HAK YOL İSLAM
Kör dünyanın göz bebeğine
Hak yol islam yazacağız
Kuşların göz bebeğine
Hak yol islam yazacağız
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 12 Ekim 2008
KABE YOLLARINDA
Başım açık yalın ayak
Düştüm Kabe yollarına.
Günahıma ağlayarak
Düştüm Kabe yollarına.
Devamini Okumak icin Tiklayin »
Yazan: Nurhayat , 12 Ekim 2008